Bu yaz ondan dolayı bir yere kıpırdayamadığım başımın tatlı belası kedimi emananet edecek bir yeri bayramda nihayet bulunca havalar henüz müsaitken acele bir seyahat planı yapmaya koyuldum.

Önce, hazır vize kalkmışken Suriye dedim ama ilgimi çeken tek yeri Lazkiye.Yurdumun üç tarafı Lazkiye zaten deyip vazgeçtim.
Sonra Kıbrıs dedim ama bu sefer de Trafiğin ters oluşu aklıma takıldı.

En iyisi Antalya-Olympos deyip net üzerinden bir kaç otel ve pansiyonun sitelerini inceleyip birine karar vererek mail ile Kemer/Çıralı/Olympos’da bulunan Ali Baba Pansiyon’a 4 günlük rezervasyonumu yaptırdım.
Bu arada hava tahmin raporları değişmiş, Antalya ve civarı gök gürültülü sağanak yağmur gösteriyordu ama dönmek yok artık.

Motora tek bir çanta bağlayıp 28 Eylül’de saat 14.00 gibi Adana’dan yola çıktım:

Yola geç çıktığım için giderken fazla fotoğraf çekemedim, Adana-Alanya arası bir kaç poz:

Taşucu-Gazipaşa arasında yaklaşık 180 km virajlı dağ yolları var, buralarda hız kısa süreliğine 60’ı bulduğunda mutlu oluyordum. Gözleme için mola verdiğim yerdeki ilginç düzenek: Bir tasın içine selpağı bir ucundan bağlamışlar, alttan havayı ve kırmızı ışığı verince karanlıkta aynen alev gibi görünüyor. Beni de ışığa gelen pervane gibi çekti doğrusu.

Bir başka molada da hal görevlisi zabıta bana fosforlu yelek hediye ediyor:

Böylece Yavaş tempo ile saat 24.00’de Alanya’ya ulaşıp bir petrol’de durdum. Önceki planıma burada gece Alanya’da yatarım diyordum ama bu gün geç kalktığım için hiç uykum yok, yola devam etsem 250 km. kaldı ve 03.00’de hedefe varıp sabaha kadar ne yapacağım..
Neyse kendileri de motor sahibi olan Petrol elemanları bana dışarda sigara içilen yerde rahat bir koltuk verdiler,hava da güzel ve sohbet filan derken sabah 05.00’de tekrar yola çıktım.

Antalya:

Antalya’nın Kemer çıkışı:

Antalya’dan yaklaşık 70 km sonra (Kemer-Tekirova-Ulupınar) Ulupınar’ı geçtikten 300 mt kadar sonra çıralı-Chimera 7 km. tabelasından sola dönüyorum.

7 km.lik bir virajlı bir iniş sonrası Çıralı girişine ulaşıyorum:

Çok sayıda bitişik nizam Pansiyon olunca sorarak Ali Baba Pansiyon’u buluyorum:

Ben Pansiyona saat 13.00’de giriş yapacağım diye oyalana oyalana kahvaltı da yaparak gelmiştim ve üstelik saat daha 10.00 ama odam hazırmış çoktan hatta kahvaltı da teklif ettiler.
İlk intibam, tercihime uygun sessiz sakin bir yer oluşu. Tesisin durumu, vaadedilenler Web sitesinde anlatılanlar ve Foto Galerisi ile birebir uyumlu, bunlar artı puan.

Buralarda Konaklama yarım pansiyon olarak yapılıyor genelde. Yani Oda/Kahvaltı/Akşam yemeği. Oda’da Klima Duş Wc mevcut ve temiz. Öğünlere gelince kahvaltı 9 çeşit, akşam yemeği ise bol kepçe olarak 3 çeşitti. Öğle yemeğini ise civarda halletmek mümkün.
Kablosuz internet ücretsiz, çay da ücretsiz ve günboyu sınırsız. Ücret çok uygun: Sonbahar sezonu fiyatı olarak 45 Tl/Gün.

Bunlardan öte, ortam aile havası gibi. Abi Baba, hanımı ve oğlu size yabancılık çektirmiyor, tavırlarında yapaylık yok, samimiyeti hissediyorsunuz. kısa bir süre sonra buraya sanki daha önce defalarca gelmiş gibi alışıyorsunuz.
Web adresi: http://www.alibabapension.com/

Pansiyon’dan bir kaç görüntü:

Odama yerleşip bir kaç saatlik uyku ile yol yorgunluğunu attıktan sonra kendimi hamağa atıp tatile başlıyorum:

Şu an Salı gecesi, tesisin kaldığım bölümdeki 1 dönümlük çimenli bahçesindeki tek tahta masanın üzerinde 100 mt öteden gelen dalga seslerini ve cırcır böceklerinin hemcinslerine ilan-ı aşklarını dinleyerek notlarımı yazıyorum. Bu dinginliği özlemişim. Bu gün tek müşteri benim.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra çayımı da alıp bahçe masasında keyif yapıyorum. Öğlen üzeri Ali baba’nın motor kullanan oğlunun tarifiyle Zincir yağı spreyi alıp motoru da yıkatmak üzere 20 km mesafedeki Kumluca sanayi’ye gidiyorum.

Kısrak keseleniyor:

Kumluca’ya yolu düşenlere sanayi çarşısındaki bu lokantayı tavsiye ediyorum,

Kumluca-Antalya yönünden Çıralı-Chimera tabelası:

Çıralı’ya döndükten sonra programımda Olympos antik kenti var. Pansiyondan 850 mt mesafede. motorla veya bir araçla gidilmesine izin verilen son noktaya kadar gidip burada motoru kaskı Ali babanın tavsiye ettiği lokantaya emanet ediyorum. Bundan sonra 200 mt kadar bir yol yürüyerek gidiliyor:

Yukarıdaki kayanın dibine şöyle bir şekil yapmışlar ve tütsü yakıyorlar, niyesini anlamadım:

Olympos girişindeki içerden gelen tatlı su birikintisi:

Su buradan denize akıyor ve yüzenlere duş alma imkanı da sağlıyor.

Girişteki 2 lahit:

Ağaçlar birbiri üzerine eğilerek güzel bir dehliz oluşturmuşlar

Roma tapınağının kapısı kalmış

Dışarıdaki tatlı su birikintisinin kaynaklarından biri

Akşam yemeğinden sonra Pansiyonun ortak TV’sinde BJK maçını seyrediyoruz. Bu arada Pansiyona 3 yaşdaş alman ve 3 genç FB’li Türk iki grup daha geliyor, bahçedeki masa hala benim:

Perşembe günü yüzme keyfiyle ve akşam GS ile FB’nin Eurolig maçlarını seyretmekle geçiyor.

Çıralı sahilinden bir kaç foto:

Geçen yumurtlama döneminden kalma bir yuva yeri

Cuma gününü yine deniz keyfiyle geçirdikten sonra akşamleyin sırada Yanartaş var. 650 mt mesadefe denilse de ben motorla gidiyorum. Girişte araç park yeri var.

Kapıda bilet kesenden, bundan sonra 180 mt yüksekliğe 1 km tırmanarak yürüyeceğimi öğrenince yüzüm ne şekil almışsa yanımızda duran büfeci söze karışıp “Abi sen çık, bir saat oturursun orada” diyor.

Taşlardan şekilsiz bir merdiven var çoğu yerde bozulmuş, iyi ki botla gitmişim

Nihayet ilk yanartaşımız

Burada son gecem, Pansiyona dönüp akşam yemeğinden sonra geç saatlere kadar oturuyoruz.

Cumartesi sabahı kahvaltıdan sonra veda zamanı geliyor.
Ali Baba ve 1 motorize harami. Kısrak arka planda yola hazır, süvarisinin çayını yudumlamasını bekliyor.
Seneye mutlaka tekrar burdayım kısmet olursa.

Çakma s.w.a.t

Dönüş yolculuğu biraz stresli geçti çünkü cumartesi günü diye her ilçenin girişinde radar vardı, Gazipaşa’ya kadar.
Sonra tekrar sık virajlı yollar başlıyor, 77’yi geçmek imkansız zaten

Yine sakin bir tempo ile Cumartesiyi Pazara bağlayan gece 02.00’de eve ulaşıp kediciğime kavuşuyorum

Yollardan notlar:

– Sahilleri zaten halletmişler ama 3 şeritli ve yeni yapılmış dağ yollarında bile ille de duble yol diyerek yüzlerce yıldır     el değmemiş çam ormanlarının dev makinalarla yeni bir katliama uğratılmaları can sıkıcı.
– Yerleşim birimleri giderek birbirine benzemiş. Alanya çevre yolundan geçerken bir an Mersin çevre yolundaymışım hissine kapıldım.
– Yollardaki konaklama yerlerinde ve petrollerde güzel bir çay içmek neredeyse imkansız.