2.BÖLÜM: DÖNÜŞ

Kanallar şehrinden ayrılma vakti geldi

Döner kebap burada da vardı:

Bir evsiz ama titiz, parkta sigara izmaritlerini toplayıp çöp kutusuna atar ayrıca ekmeğini kumrularla paylaşırdı:

Kızılyıldız olmazsa olmaz, ne de olsa eski Leningrad:

Sankt Petersurg Gigly Hosteldeki sürem dolunca yağmur yağmayacakmış gibi duran bir sabah yağmurlukları çantaya koyup vedalaşıp yola düştüm. Tabi Peter çıkışı yine konvoy ama rusyada işi öğrendik: aralardan, sağ veya sol banketlerden yola devam. Moskova yolunu yarılayınca ve açık alanda elbette aniden yağmur bastırdı, Murphy yasaları gereği.
Yani 1 haftadır batı Rusya 30+ ile kavrulurken olacak iş değil ama yapacak bir şey yok, ıslandık.

Neyse, saat saat 20:00 gibi Moskova’ya girdim ama bir tane Rostov yön tabelası yok, dönüp dolaşıp merkezde bir yerlere geliyorum, üstelik cumartesi gecesi millet arabalarla slalom yapıyor, aman sakata gelmeyeyim diye ön yol ve aynalar arasında kaşım gözüm oynuyor 🙂

Velhasıl, bir noktada pes edip kenara çekip sigara yakmamla beraber sağdan direksiyonlu beyaz audi’li bir genç yanıbaşımda bitiverdi. Ona da Rostov deyince cep.tel. navisinden yolu çizdiverdi ama olmuyor işte. Sonra ingilizce bilen bir arkadaşını arayıp durumu anlatıp beni görüştürdü. Onun anlattığından bir tek aklımda kalan “M4 karayolunu bul ve hep güneye devam et” lafı oldu. Bu arada dikkat çekerim, saat 02:00 olmuş. Bizim genç böyle olmayacağını anlayınca “Beni takip et” işareti yaparak elimden tutup dönemece kadar götürdü ve o anda bulabildiği bir İsviçre çakısını bana hediye ederek vedalaştık. Bu arada ilk defa Rostov tabelası görüp, tamam işi bitirdik dedim ama yine kayboldum 🙂

Tekrar merkezi bir yerlerde durmuş başka bir şans beklerken ki saat 04:00 oldu bu arada, beni görüp yavaşlayan bir Harley’cinin önüne attım kendimi.

İngilizce biliyor. Aynı sahneler tekrarlandı, cep.tel.naviden yol çizmeler, anlamamacalar, “follow me” diyerek elimden tutup “İşte sana M4 karayolu” deyip onunla da vedalaştık. Sonuç? Elbette tekrar kayboldum, M4 karayolunu tutturmuş şen şakrak giderken kendimi bir anda Domedova havaalanı giriş kapısında bulunca o an ağlamak istedim sayın izleyiciler, gerçekten..

Bu arada hava aydınlandı, saat 06:00 oldu. Geri dönüp bir daha pes edip bir yaya geçidini ihlal edip kaldırıma çıkıp motoru parkedince ne göreyim, 20 metre ilerde Trafik ekibi durmuş, o saatte ihlal yapanları avlıyor. Bana da bir iki baktılar ama bulaşmadılar. Gidip polise yol sorayım bari diyorum ama adamların işi başından aşkın zaten bir de bana “dökümant?” demesinler sabah sabah. Neyse ikinci bir ekip daha gelince ve o polislerin de seyirci olduklarını tespit
edince gidip bir tanesine yol sorup tarifi aldım: “Karşı yola geç, priyama priyama, sola dön ve ordan priyama” Tabi, priyama (Doğruca devam et) dışında hepsi tarzanca.

Diyeceksiniz ki “E çık artık şu Moskova’dan, 8.5 saat oldu!” Nihayet evet, polisin tarifiyle sonunda Rostov yolunu buldum 🙂 Yine de kolay olmadı, çünkü sabahın bu saatinde bile konvoy vardı:

Bu arada hiç uyumadım ama bir hafta dinlenmişim, kendimi dinç hissediyorum ve gelirken kaldığım motele kadar ulaşırsam iki gün de orada kalırım diye hesap yapmaya başladım çünkü oradan çok memnun kalmıştım. Tek sorun 650 km.Peter-Moscow yolu üzerine 1.100 km. daha yol gitmek, yorulursam bir motelde yatarım nasıl olsa deyip yola koyuldum.
Bilmediğim husus, hafta sonu Moskova’da artık miting mi ne varsa Rusya’nın çeşitli şehirlerinden gelen binlerce arabanın da dönüşe geçmesi olmuştu.

Nitekim ikinci gece yorulduğumu hissedip motel bakmaya başladığımda hiç birisinde yer kalmamıştı. Yer bulamayanlar yollarda, petrollerde arabalarının içinde uyuyorlardı. Hatta çoğu petrolde 95 oktan benzin de bırakmamışlardı. Yine bir petrolde mola verdiğimde herkesi arabada uyuyor görünce imremdim, motoru önüme çekip kaldırım kenarına oturarak uyudum. 15 dakika içinde rüya bile gördüm ama bu kısa uyku beni canlandırdı ve yola devam. Ancak 05:00 gibi iyice pil bitti ve yine milletin kitleler halinde arabada uyudukları bir yere motoru çekip taş üstünde oturarak 1 saat uyudum.

Şehir giriş çıkışlarında konvoy var diyorum ya bu sefer Rostov şehrine yaklaştığımda km ile ölçtüm: 27 Km.!
Aşağıdaki foto Rostov’un girişi, solda ayrılan hafif rampa yol Vladikafkaz, dolayısıyla Gürcistan – Türkiye yolu ve hala konvoy var.

Sonunda hedef motelime üçüncü gün saat tam 13:00 gibi ulaştım, tahmin ettiğim gibi yer vardı, hemen duşumu alıp yatağa attım kendimi ve tam 21 saat uyumuşum:

Ertesi gün yola devam edip gece 24.00 gibi Vladikafkaz şehrine ulaşıp girişte kenara çekip mola vermişken yanıma Honda 1000 RR kullanan bir motordaş geldi ona motel sorduğumda Tamerlan isimli motordaş bana misafirlik teklif edince motorları otoparka bırakıp gittik. Sağolsun, o da çok iyi ağırladı beni, yolcu ederken bir Dağıstan şarabı hediye etti:

Rus gümrüğünde rahmetli Hulusi Kentmen’e benzeyen gümrük amiri beni sıranın en arkasından alıp en önüne getirdi. Aynı işlemi Gürcü gümrüğünde de Gürcü görevli de yaptı ve yine aranmadan sınırları çabuk geçtim bu sefer.

Gürcistan’a girişteki manastır:

10 dönüm bostan, yan gel osman:

Gürcistan kazbek dağlarında aynı otelde kaldım:


Moteldeki tek su ısıtıcısı bozulmuş, görevlisi akşam ve sabah gidip bana bir yerlerden çay için sıcak su getirdi:

Daha sonra da rutin bir şekilde Hopa’dan geçip yine Sivas/Zara’da bir gece konakladıktan sonra gece 23:00 gibi Adana’ya ulaşıp yaklaşık 9.000 km.lik bu seyahati sağ salim tamamlamış oldum.

Son söz: